Böbrek kanserinde en önemli risk faktörü: obezite ve sigara

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gümüş, böbrek kanserindeki en önemli risk faktörlerinin obezite ve sigara olduğunu bildirdi.

 

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, böbrek kanserindeki en önemli risk faktörlerinin obezite ve sigara olduğunu vurgulayarak, tüm kanser türlerinde olduğu gibi böbrek kanserinde de yeni nesil tedavilerin hasta ve yakınlarına umut vadettiğini belirtti.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gümüş, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, böbrek kanseri hakkında bilgiler aktardı.

Açıklamasında, böbrek kanserindeki en önemli risk faktörlerinin obezite ve sigara olduğunu ifade eden Gümüş, tüm kanser türlerinde olduğu gibi böbrek kanserinde de yeni nesil tedavilerin hasta ve yakınlarına umut vadettiğini dile getirdi.

Gümüş, açıklamasında böbrek kanserinin belirtileri hakkında ise şunları kaydetti:

“Genellikle belirtileri böbrek bölgesinde ağrı, idrarda kanama veya ele gelen şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Erken evredeki küçük boyutlu tümörler genelde başka bir hastalık nedeniyle yapılan, özellikle karın ultrasonografisi veya tomografisinde rastlantısal olarak saptanabilir. Özellikle böğür bölgesinde çok şiddetli olmayan ağrılar, idrarda kanama ve böbrek bölgesinde şişlik en sık fark edilen belirtilerdir. Eğer tümör kemik, akciğer, beyin gibi organlara sıçrama göstermiş ise bu yayılıma bağlı olarak öksürük, kanlı balgam, kemik ağrıları ve beyin tutulumuna bağlı rahatsızlıklar görülebilir. Bunun yanı sıra tüm kanserlerde görülebilecek halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı gibi belirtiler böbrek kanserinde de görülebilir.”

Özellikle obezitenin ve sigara kullanımının böbrek kanserlerinde önemli birer risk faktörü olarak ortaya çıktığının vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Şişmanlığa neden olan hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme, diğer kanser türlerinde olduğu gibi önemli risk faktörüdür. Sigara kullanımı da en önemli risk faktörlerinden biridir. Bununla birlikte böbrek kanseri, ailesinde özellikle genç yaşta böbrek kanseri gelişen kişilerde, normal kişilere nazaran yaklaşık üç kat daha fazla görülmektedir. Hastalığın oluşumunda özellikle genetik bozukluklar rol alsa da böbrek kanserinde irsi geçiş sık beklenen bir durum değildir.”

– Yeni nesil tedavi yöntemleri

Hastalığın tedavisinde erken teşhisin önemine vurgu yapılan açıklamada, tedavi yollarıyla ilgili ise şunlar ifade edildi:

“Başka bölgelere yayılmış, yani metastatik böbrek kanserlerinde tedavi imkanları her geçen gün artmaktadır ve böbrek kanseri en fazla gelişmenin olduğu alanlardan birisidir. Ağız yoluyla kullanılan yeni nesil hedeflenmiş tedavi seçenekleri tümörün beslenmesini sağlayan kan damarları üzerinden etki göstererek tümörün büyümesini önlemekte ve küçülmesini sağlamaktadır. Ağız yoluyla alınabilen bu tür ilaçlarla 33 aylara varan sağkalım sağlanabilmektedir. Ayrıca son yıllarda özellikle vücudun bağışıklık hücreleri üzerinden etki eden immünolojik tedavi ajanları ile yapılan klinik çalışmalarda da başarı sağlanmıştır. Tüm bu tedaviler yan etkiler açısından düşünüldüğünde baş edilebilir yan etkilere sahip görünmekte ve hastalarımız tarafından daha rahat kullanılmaktadır. Ağız yoluyla alınan hedefe yönelik ilaçların büyük kısmı ülkemizde mevcut olup bu tedavilerle çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.”

Hemen Ara

WhatsApp WhatsApp